24. Nis, 2017

Serdar Denktaş’ın Özrünü Vicdanen Reddediyorum

Devletler ve iktidardaki konumu aracılığıyla şiddet tekeline sahip olan gruplar, toplumlar üzerinde kurdukları tahakküm sonucunda, karanlık dönemlerin yaşanmasına sebebiyet verirler. Bugüne değin, yıllarca süren savaşlarda; toplumların imha edilmesi için kurulan ölüm kamplarından tutun da, çeşitli yöntemlerle sonsuza dek kaybolmalarına, sürgüne tabi tutulmalarına ve kimliksel yok oluşlarına kadar geniş bir skalaya yayılan yöntemler kullanıldı. Geçmişle yüzleşme süreçleri, özellikle II. Dünya Savaşı’nın neden olduğu derin yıkıntılar ve sonrasında yaşanan insanlık dışı uygulamaların bir daha gerçekleşmemesi, hakiki anlamda barışın inşa edilmesi noktasında önemli bir yol haritası sunar.

Bahsi geçen süreç içerisindeki en güzide alan, özür dileme ritüellerine ayrılır. Böylece insan hakları mağduriyetlerini gerçekleştiren tarafların cezai yargılamaya tabi tutulmasına ek olarak, yara alan toplumsal vicdanın iyileşmesine de imkân yaratılır. Hem savaş suçu işleyen failler hem de devletlerin devamlılığı ilkesinden hareketle günümüzde iktidarda bulunan yöneticiler, geleceğe sirayet edecek acılara neden olan uygulamalar için özür dilerler. Söz konusu yöntem, mağduriyetin giderilmesi için maddi anlamda bir katkı sağlamıyor gibi görünse de, benzer acıların bir daha yaşanmaması için toplumsal algı üzerinde belirleyici rol oynar.

Temsili demokrasilerde yönetme erkini elinde bulunduran kesimler, iktidarın toplumlar üzerinde uyguladığı mağduriyetlere yönelik özür dileyebilir. Bu noktada KKTC Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın, “Kıbrıslı Türk halkı adına” dilediği “özrün”, tartışmaya açılması elzemdir. Çünkü mevcut örnekteki “özür”, efendiye biat eden kölenin edilgen tavrını meşrulaştırmaktan öte bir anlam içermez. Öncelikle TFF’nin KTFF’nin iradesini yok sayan paternalist tavrı[i] bir skandaldır. Tabi ki mesele bununla da sınırlı değildir. Bahsi geçen açıklamanın ardından Denktaş, bu durumu “muhteşem” sıfatı ile tanımlar. Gerek TFF’nin çıkışı gerekse Denktaş’ın buna yönelik geliştirdiği destek açıklamasının ardından, toplumsal bir karşı çıkış yaşanır. Kısacası birçok Kıbrıslı Türk, piyon olmak istemediğini dile getirir. Sonrasında ne mi olur?

Denktaş gerçekleştirdiği anakara ziyaretinde, "Kıbrıs'ta bu konuda belli ki eksik bilgiden veya tamamen bilgisizlikten bir tepki doğdu. O tepkiyi de döner dönmez doğru yola sokacağız inşallah. Bu nedenle konuyla ilgilenen ve Türkiye'den izleyip 'nedir bu Kıbrıslıların yaptığı' diye üzüntü duyan Anadolu insanından da ben Kıbrıs Türk halkı adına özür dilemek isterim. Bu yanlış beyanatlar, neticede bir bilgisizliğin sonucu ortaya çıkmış. Onu da gidereceğiz" diyerek, aslında birlikte var oluş mücadelesi vermesi gerektiği toplumdaşlarını yok sayıp, ebeveyninden “özür dilemeyi” tercih eder.  Yaptığı talihsiz açıklamanın ardından gelişen tepkilere yönelik ise: “TFF, bize sormasına gerek yok zaten ama, KTFF'ye ben böyle bir yazı yazıyorum demedi, demesine de gerek yok!” cevabını verir.

Uzun yıllardır Kıbrıslı Türklerin aşağılanmasına, ebeveyn kontrolündeki çocuk konumundan kurtulamamış durumuna, üretimden koparılıp bağımlı hâle getirilmesine, “vatan – millet- sakarya safsatası” ile uyutulmak istenmesine, her gün yeni bir kurumun “ekonomik akıl” gerekçesi altında özelleştirme tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına ve gençlerin ülkede yaşamlarını devam ettirebilme imkânlarının budanmasına yönelik uygulanan neoliberal politikalara ilişkin özür dilenmesi gerekirken; iradesine sahip çıkmak isteyen toplum adına diğer bir iktidar karşısında “özür dilemek” neye hizmet etmektedir? Denktaş “Kıbrıslı Türklerin tepkisini doğru yola sokmak” yerine bu soruyu yanıtlamalıdır. Türkiye Devleti’nin ayrıca mağdur ettiği Anadolu halklarından özür dilemek yerine onlarla dayanışma içinde olduğumu belirtirken, TFF’nin Kıbrıslı Türklerin kendi gelecekleri ile ilgili karar alma hakkını görmezden gelen küstah tavrından dolayı, bizden özür dilemesi gerektiğine inanıyorum.



[i] Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’ne (FIFA), Kıbrıs’ın kuzeyinde temsilcilik açmak için başvuru yapması.