5. Nis, 2018

Yurt dışında yaşayanların "eski evi" KKTC mi? Tersine Göç ne kadar mümkün?

KKTC Başbakanı ve Dışişleri Bakanı, geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdikleri yurtdışı resmi ziyaretinde TC yetkilileri ile görüştü. Yapılan temaslar neticesinde, özellikle TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, nüfusumuzu Kıbrıslı Rumlarla eşitlememiz yönünde bir telkinde bulundu. Önceki senelerde de Kıbrıslı kadınlara benzer önerilerde bulunan Erdoğan, Kıbrıslı Rumlarla nüfusumuzu orantılı bir hale getirmek için: “Hem doğurmuyorsunuz, hem de oraya nüfus götürmemize karşı çıkıyorsunuz. Madem nüfus aktarmamızı istemiyorsunuz, siz de doğurun. Burada 3 ama Kıbrıs için 4 çocuk öngörüyorum çünkü nüfusa ihtiyacımız var” demişti. Kadınları kuluçka makinesi olarak algılayan bu zihniyet, iktidarı da insan kalabalıkları üzerinden tanımlıyor.

Başbakan ve Dışişleri bakanı, yurtdışında yaşayan Kıbrıslıların adaya dönmeleri için proje başlatacaklarını söylediler. Bugüne kadar bunun ne şekilde gerçekleştirileceğine dönük bir adım atılmadı. Açıkçası hâlâ göçün yaşandığı bir dönemde, hali hazırda diasporada olan Kıbrıslıların hangi koşullarda adaya dönecekleri büyük bir soru işaretidir. Öncelikle Kıbrıs Sorunundaki karmaşa, durumu daha da kötü bir boyuta götürmektedir. Göçün başlıca nedenlerinden birinin; siyasi ve ekonomik belirsizlik olduğu varsayıldığında, geri dönüşün çok yakın olduğunu söylemek mümkün değil.  Her ne kadar milliyetçi ve aslında barışın 1974 yılında gerçekleştiğini söyleyen bir kesimde yer alsalar da, yurtdışında yerleşik bulunan kesimlerin KKTC’nin şu an içinde bulunduğu bataklıktan, herhangi bir çözüm olmadan çıkacağına inandığını sanmıyorum. Çünkü elimizdeki tüm veriler, ekonomik ve askeri bağımlılık devam ettiği sürece, Kıbrıslı Türklerin kendilerini gerçek anlamda yönetmelerinin pek mümkün olmadığını söyler. BM parametrelerini içeren bir çözümün gerçekleşmemesi, Kıbrıslı Türklerin ada üzerindeki iradesinin gün geçtikçe erimesine neden olmaktadır.

Hâl böyle iken, tersine göçü sağlamanın en temel formülünün adaya barış ve çözüm getirilmesi olduğuna inanıyorum. Mevcut hükümette yer alan partiler, içteki tükenmişliği, radikal adımlar atarak düze çıkarabileceğini iddia ediyorlar. Hükümetin kurulmasından itibaren çok kısa bir süre geçtiği için, net bir eleştiri yapmak mümkün değil. Sadece yurtdışında değil, yurtiçinde yaşayan vatandaşların da en net beklentisi, ekonomik anlamda yapılacak atılımlardır. Gazetenizde yayınlanan röportajları da incelediğim zaman, gerek genç gerekse orta yaşlı kişilerin dile getirdikleri benzer unsurlardır. Özellikle askerlik, başlı başına bir problem olarak ortada duruyor. 70 yaşında dahi olsa, adaya geldiğinde zorunlu askerlik hizmetini gerçekleştirmediği için askere alınabilecek ve bu sebeple memleketine gelemeyen insanlar var. Eğer iktidardaki partiler, toplu geri dönüşün yaşanmasını istiyorlarsa, öncelikle ele almaları gereken konuların başında askerlik gelmektedir. Buna ek olarak devletin bağımlı ve hantal yapısı, özlük haklarında yapılan budamalar ve özel sektörde yaşanan haksızlıklar, yurtdışında sorunsuz bir şekilde iş hayatını kurmuş ve devam etmekte olan bir gencin adaya dönmesine engeldir.

Tüm bunlar yanında, son zamanlarda artan suç oranları, Türkiye’den aşılanan muhafazakar politikalar (her köye yapılan camiler, ilahiyat kolejleri, özellikle küçük çocukları hedef alan dini gruplar) da toplum içinde birtakım kırılmalara neden olmaktadır. Bu şekilde devam edilmesi, farklılıklara duyulan saygının ve hoşgörü kültürünün zayıflamasına neden olacaktır. Söz konusu noktalar, sadece yurtdışında yaşayanların adaya dönmesi önündeki engeller değildir. Ayrıca dışa göçün de hızlanmasına zemin yaratmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, ada dışındaki nüfusun dönüşünü sağlayacak projenin net adımlarla ortaya koyulması ve bunu yaparken de oradaki insanların iradelerinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Sonuçta orada yaşayan insanların yaşam standartları ve temel ihtiyaçları dikkate alınmazsa, sadece sözde kalacak bir uygulama olacaktır.

Tabi ki bunun bir de duygusal boyutu vardır. Ne zaman sıla hasreti üzerine düşünsem, Kavafis’in “Şehir” şiiri aklıma gelir. Şair şöyle der:

 “Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın

Bu şehir arkandan gelecektir

Aynı evde kır düşecek saçlarına, dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin

Geleceksin bu şehre sonunda, başka bir şey umma

Başka şey umma!”

Eminim benim yaşımdan çok daha fazlasını Kıbrıs dışında geçiren adalılar vardır. Yine de dönüp dolaşıp, buraya gelmek isterler. Bu öyle toprak bağımlılığı da değildir. Zaten orada olduklarında da zihinlerinin bir kısmı buradadır. Gereken koşullar sağlanırsa, dönecek insan sayısının az olacağını düşünmüyorum. Ama esas hedefin, Kıbrıs’ın kuzeyine davetten öteye geçip, tüm Kıbrıs’ı yurt yapmaya dönük olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü adada yaşayan bir genç olarak,  Kavafis’in tasvir ettiği şehir benim için, aslında barışın sağlandığı bütün bir Kıbrıs’tır. O zaman sihirli bir değnekle adanın ideal bir yere dönüşeceğini söylemiyorum. Ama daha fazla dünyalı olacağımız kesin.