1. Ara, 2017

Kıbrıs'ın kuzeyinde "Ceza Adaleti" sistemi var mı?

13. Madde, 2016 yılı yapımı ABD'deki hapishane sistemini inceleyen bir belgesel. Filmin adı, köleliğin tek bir şart ile kaldırılmasına ilişkin düzenlenen kanun maddesinden geliyor. Söz konusu istisnaya göre; bir kimse ancak suç işleyip de hapsedildiği takdirde özgürlüğünden mahrum bırakılabilecek ve zorla çalıştırılabilecektir. Hal böyle olunca, maddenin yasallaştığı ilk yıllarda köleliğin kaldırılmasını içine sindiremeyen kesimler, siyah insanların hapsedilmeleri için ellerinden geleni yaparlar. Sahte suç hikayelerinden tutun da, siyah topluluğun "doğasında - yapısında" suç işleme özelliği olduğuna dair birçok hususla da söylediklerini temellendirirler. Belgeselde izlenen tanıklardan öğrenildiği kadarıyla, günümüzde de devam eden ırkçı yaklaşımlar, eskiyi aratır cinsten değil. Hala beyaz Amerikalılar dışındaki gruplar hor görülmekte ve "potansiyel suçlu" olarak tanımlanmaktadır.

Cezalandırmada adaletsizliği yaratan tek unsur, ırkçılık değildir. Buna ek olarak, neo-liberal uygulamalar neticesinde şirketler (hapishanelerden elde ettikleri kar oranları düşünüldüğü zaman), ülkedeki suç oranlarının azaltılmasına yönelik gerekli adımların atılmasının önüne bariyer koymaktadırlar. Foucault'nun "Hapishaneni Doğuşu" isimli kitabını okuyanlar, meseleyi daha da ayrıntılı tartışma imkanına sahiptir. Ama o kadar derine inmeden de, "suç - hapsedilme - ıslah edilme" gibi meselelerin, görüldüğünden öte anlamlara sahip olduğunu söylemek mümkün.

Gelelim bizim minik adamıza. Kıbrıs'ın kuzeyindeki cezalandırma sistemi, ceza yasasında yapılan bazı değişiklikler ve hapishanenin bina olarak büyütülmesi arzusunun ötesine geçememiştir. Bu, bina büyütme ile halledilecek bir mesele değildir. İnsanların en temel haklarından olan, özgürlük ve insanca yaşam gibi hususları içerisinde barındıran ve onların kanun aracılığıyla kısıtlanabileceği bir konu hakkında, hiçbir icraatın olmaması da düşündürücüdür. Bu alandaki en önemli adımlardan biri, polis teşkilatının sivilleştirilmesi ve teşkilat içerisinde yaşanan hak ihlallerinin gerçek anlamda gün yüzüne çıkarılabilmesidir. Bu seçim döneminde bu konu konuşulur mu? Hiç sanmıyorum...